Doç.Dr. Gül BORA Menü

Obezite

Obezite, vücutta sağlığı bozacak ölçüde aşırı ve anormal yağ birikmesidir. Obezitenin hesaplanmasında boy ve kilo değeri üzerinden yapılan Vücut Kitle İndeksi (VKİ) – Body Mass Index (BMI) hesaplaması kullanılır: Vücut kitle indeksi, kilogram olarak ağırlığın, metre cinsinden boy uzunluğunun karesine bölünmesiyle elde edilir. Vücut kitle indeksi (beden kitle indeksi) hesaplama değeri 30’un üzerinde olan kişi obez, 40’ın üzeri olan kişi ise morbid obez olarak kabul edilir.

Yağ dokusu tüm sistemi etkileyecek şekilde hormonal ve kimyasal maddeler salgılar. Bazı salgılar iştahın açılmasına, doyma sınırının üste çekilmesine ve obezitenin ilerlemesine sebep olur.

Aşırı kilo alımı sağlığınızı büyük ölçüde tehdit ederken, aynı zamanda hareketlerinizin kısıtlanmasına ve ciddi hastalıklara yakalanmanıza sebep olabilir.

Birden çok nedene bağlı ortaya çıkan obezite hastalığı insan vücudunda çok sayıda organı etkiliyor. Bu yüzden tedavisinin de birden çok branşın birlikte uyum içerisinde çalıştığı bir ortamda planlanıp yapılması gerekiyor.

Başvuru yapan her bir hasta, obezite sorununun altında yatan faktörler, yeme alışkanlıkları, psikolojik problemler, sağlık durumu gibi konularda detaylı bir incelemeden geçiriliyor. Bu incelemelere göre yapılan değerlendirmeler sonucunda, hastaya uygun tedavi programı belirleniyor. Bu tedavi programları tıbbi beslenme ve egzersizin yanı sıra, hastanın özelliklerine göre tıbbi tedavi ve cerrahi tedavi gibi seçenekleri de içerebiliyor.

Obezite Nedir?

Obezite, dünyada özellikle gelişmiş ülkelerin en önemli sağlık sorunlarından biri. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada 1, 9 milyar kişi fazla kilolu ve bunların 600 milyonu da obezdir.Türkiye’de de durum çok farklı değil;

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2015 yılı Vücut Kitle İndeksi araştırmasına göre; ülkemizde her 100 kişiden 20’si, yani her 5 kişiden biri fazla kilolu, yani obez. Türkiye’de obezite 2008 yılında yapılan araştırmaya kıyasla %31, 1 oranında artmış durumda. Obezite oranları erkeklerde %15, 3, kadınlarda ise 24, 5.

Obezite Tedavi Edilebilir Bir Hastalıktır!!!

Dünyada giderek yaygınlaşan obezite, yaşam kalitesini ve süresini anlamlı derecede etkiler. Ancak obezite tedavi edilebilen bir hastalıktır.

Obezitenin tedavisinde diyet eşliğinde egzersiz veya cerrahi yöntemler uygulanır. Hekim kişiye en uygun tedavi yöntemini belirleyerek, kişinin sağlıklı kiloya ulaşmasını ve bu kiloyu korumasını amaçlar.

Obezite Hastalığı Nedenleri Nelerdir? 

Obezite güçlü  bir genetik alt yapıya sahip multifaktoriyel kronik bir hastalıktır. Bir dizi hormonal, metabolik, psikolojik, kültürel ve davranışsal faktör uygun bir genetik alt yapıyla obeziteye nedne olur. Temelde ana sebep pozitif enerji dengesidir. Yani alınan kalorinin harcanandan fazla olmasıdır. Düzensiz ve dengesiz beslenmek, fast-food tarzı yiyecekler tüketmek, spor yapmamak kilo almaya ve bazı hayati organların da yağlanmasına neden olur. Uzun açlık sonrası kontrolsüz yemek yemek, karbonhidrat içerikli yiyecekleri ve şekerli içecekleri çok tüketmek obeziteye neden olan beslenme hatalarından bazılarıdır.

Anne ve babanın her ikisi birden kilolu ise çocuklarda obezite görülme ihtimali yüzde 80’dir. Şeker hastalığı, tiroid bezi hastalıkları, böbrek üstü bezi hastalıkları gibi bazı hormonal sebepler obezite nedenleri arasında yer alabilir. Yine Down sendromu gibi bazı genetik sendromlar obeziteye sebep olabilir.

Yağlanmanın önüne geçmek için çocukluk çağından başlayarak sağlıklı beslenme düzeni ve hareketli yaşam tarzının benimsenmesi gerekir.

Obezite hangi sağlık sorunlarına yol açar?

Damar sertliği  (Ateroskleroz) ve kolon, meme, böbrek, mesane, pankreas, prostat gibi bazı kanserlere yakalanma açısından obezite net bir risk faktörüdür. Tip 2 şeker, hipertansiyon, kan yağlarında artma, karaciğer hastalığı, uyku apnesi, eklem sorunları, polikistik over gibi onlarca durum morbid obezlerin yakasını bırakmıyor. Damar sertliği, bu kişilerde çok erken yaşlarda başlayıp hızla ilerliyor ve enfarktüs (kalp krizi) ya da inme (felç) gibi durumlara davetiye çıkarılmış oluyor. Bu durumlar nedeni ile morbid obezler maalesef yaşıtlarına oranla bariz olarak erken kaybediliyorlar. Ayrıca aşırı şişmanlık özellikle çocuk ve gençlerde ciddi öz güven kaybına ve sosyal problemlere de yol açabiliyor. Morbid obezite önemli bir infertilite yani kısırlık nedeni olabiliyor kadınlarda.

Obeziteye eşlik eden hastalıklar:

  • Tip 2 diyabet
  • Hipertansiyon, Koroner arter hastalığı, Kalp yetmezliği
  • Solunum bozuklukları
  • Karaciğer yağlanması
  • Safra taşı
  • Gastroözofageal reflü hastalığı
  • Endokrin bozukluklar (metabolik sendrom, insulin direnci, kolesterol ve lipid yüksekliği, Adet düzensizlikleri, Kısırlık, Doğum zorlukları, Polikistik over sendromu, Aşırı tüylenme gibi hormonal bozukluklar
  • Kemiklerde kiloya bağlı dejenerasyon, Osteoartrit
  • Uyku apnesi ve diğer uyku bozuklukları
  • Depresyon gibi psikolojik sorunlar
  • Varis
  • Santral sinir sistemi ile ilgili hastalıklar (beyin kanaması, felç, pıhtı atması vs.)
  • Kanser gelişimi (Meme, rahim, yumurtalık, kalın bağırsak ve prostat kanseri vs.)
  • İdrar kaçırma

Obeziteyi yenerek bu yandaş hastalıklarla savaşabilir, yada bu hastalıkların gelişmesini önleyerek sağlıklı bir yaşama adım atabilirsiniz.

Diyabet ve Obezite Arasında Bir İlişki Var mıdır?

Diyabet ve obezite çoğu zaman birlikte görülen iki önemli hastalıktır. Kişinin kilosunun artması önce insülin direncine sonrasında da çoğu zaman Tip 2 Diyabet hastalığının gelişmesine yol açmaktadır.

Bunun aksini söylemek de mümkün. Tip 2 Diyabet hastaları insülin kullanımına bağlı olarak kilo alabilmektedir. Çünkü insülin vücutta yağ depolanmasını uyaran bir hormondur.

Bu durum Tip1 Diyabet hastaları için çok doğru değildir. Tip 1 diyabette vücutta hiç insülin üretimi yoktur. Oysa glukozun hücreye geçmesi için insülin gereklidir. İnsülin hücreye geçemediğinde yeterli enerjiyi sağlamak adına vücut kendini korumak için mevcut yağ ve kasları yakmaya başlar. Bu sebeple Tip1 Diyabet hastalar genelde normal kilolu hatta zayıftırlar. 

Obezite Derecesi Nasıl Belirlenir?

VKİ 30’ un üstü ise birey obez kabul edilir. VKİ hesaplamasında Dünya Sağlık Örgütü’nün obezite sınıflandırması temel alınır.

Ağırlığınızı boyunuzun karesine böldüğünüzde (kg/m²) çıkan sonuç obez olup olmadığınızı belirtir.

  • 18, 5 kg/m2‘nin altında olanlar: Zayıf
  • 18.5 – 24, 9 kg/m2 arasında olanlar: Normal kilolu
  • 25 – 29, 9 kg/m2 arasında olanlar: Fazla kilolu
  • 30 – 39, 9 kg/m2 arasında olanlar: Obez
  • 40 – 50 kg/m² arasında olanlar Morbid obez
  • 50 – 60 kg/m² arasında olanlar Süper Obez
  • 60 kg/m² üzerinde olanlar Süper süper obez

Obezite Nasıl Tedavi Edilmeli?

  • Morbid obez hastaları için ilk tedavi seçeneği diyettir. Diyet, yaşam şekli değişikliği, egzersiz programı ve medikal tedavi ile kişinin kilo vermesi ilk hedeftir. Fakat 6 aydan az süren ve en az 2 kez uygulanmış diyet-egzersiz-yaşam şekli değişikliği programı ile başarısız olunmuşsa ve en az 2 yıldır bu kiloda ise en etkili tedavi seçeneği ameliyattır.
  • Cerrahi gerekliliği olmayan grupta ise mide balonu gibi endoskopik yöntemler  (ameliyatsız tedavi yöntemleri) kullanılabilir.

Morbid Obezite ya da Ameliyat Olunması Gerekecek Düzeydeki Şişmanlık Ne Demek?

  • Obezite, kişinin tüketebildiğinden fazla kalori almasının sonucunda vücutta normalden fazla yağ depolanmasıdır. Morbid obezite ise ölümcül hastalıklar yaratarak hayatı kısaltacak düzeydeki “hastalıklı” şişmanlıktır. Dünya sağlık örgütüne göre vücut kitle indeksinin 40’ın üstünde olması morbid obezite olarak tanımlanıyor.

Kimler Obezite ameliyatı olabilir?

  • VKİ’i 40’ın üzerinde olanlara ek hastalıkları olsun yada olmasın obezite cerrahisi yapılabilir.
  • Ayrıca VKİ’i 35-40 arası olup aşırı şişmanlığa bağlı Tip 2 Diyabet hastalığı, hipertansiyon, eklem hastalıkları, uyku apnesi gibi yandaş hastalıklardan en az bir tanesi olanlar obezite cerrahisine adaydır.

Son bildirilerde  Tip 2 şeker hastalığı ve/veya metabolik sendromu olan ve VKİ 30 – 35 arasında olan hastalarda da artık bu ameliyatların yapılabileceği konuşulmaktadır. Özellikle VKI’i daha düşük olan bu gruba ameliyat önerilmesinin ana sebebi obezitenin yıllar içerisinde yarattığı kronik organ hasarıdır. Bu durumun ne kadar erken tedavi edilirse hasarın o kadar önüne geçilebileceği savunulmaktadır.

Kimler Obezite ameliyatı olamaz?

  • Madde bağımlılığı olanlar (ilaç/alkol)
  • Ciddi psikiyatrik problemi olanlar (tedavi altında ve kontrolsüz olan)
  • Kronik organ yetmezliği olanlar
  • Hormonal dengesizliği olan (tedavi sonrası yapılabilir)
  • Aktif ülser ya da itihabi barsak hastalığı olanlar (tedavi sonrası yapılabilir)
  • Ciddi zeka geriliği olanlar
  • Obezite ile birlikte olan genetik sendromu olanlar (Down sendromu hariç)
  • Portal hipertansiyonlu sirozu olanlar (portal hipertansiyon yoksa yapılabilir)
  • Aktif kanseri olanlar
  • Gebeler

Obezite Hastalığı Genetik Mi?

Anne ve babanın kilolu olması ilerde çocukların obez olması riskini artıran faktörler arasındadır. Genetik yapının da kilo ile bağlantılı olmasına karşın tek başına sorumlu tutulamaz. Ailelerin yeme alışkanlıkları ve fiziksel aktiviteleri de aşırı kilo ile bağlantılıdır. Ayrıca bazı genetik sendromlar da obezite ile ilgilidir (Down sendromu, Prader Willi sendorumu vs.).

Neden obezite cerrahisi?

Obezite, Türkiye’de ve tüm dünyada yaygın bir hastalıktır. Morbid obez olan bir kişi için özellikle kalp hastalığı, böbrek hastalığı gibi başka tıbbi problemi de varsa cerrahi en etkili tedavi olabilir.

Obez bir çok hasta geçmişinde diyet ve egzersiz ile kendi başlarına bunu tedavi etmeye çalışmıştır. Birçoğu başarı elde etmiş ancak tekrar kilo almışlardır. Bu, irade eksikliğinin veya yanlış beslenmenin bir sonucu değildir. Bir hastanın vücut kitle indeksi 35’in üzerinde olduğunda, uzun bir süre boyunca normal vücut ağırlığına ulaşma şansları %1’den azdır. Bu nedenle ileri derecede obezitesi olan hastalarda cerrahi bir seçenektir. Ne yazık ki, ameliyattan fayda görebilecek birçok hasta, ameliyatın kendileri için doğru olup olmadığını bilmiyor. Ameliyat gerekliliği olsa bile birçoğu anestezi ve komplikasyonalrdan korktuğu için ameliyat olmuyor. Oysa ki kilo verme ameliyatları sadece obezite hastalığını tedavi etmez, aynı zamanda diyabet, kalp hastalığı, yüksek tansiyon, artrit ve asit reflüsü gibi pekçok durumu da tedavi eder. Ayrıca ameliyat, kanser, diyabet, kalp hastalığı ve diğer hastalıklardan ölüm riskini büyük ölçüde azaltığı kanıtlanmıştır.

Obezite Cerrahisi Nasıl Etki Eder?

Bariatrik cerrahi olarak bilinen tüp mide, mide bypass’ı gibi ameliyatlar temelde mide ve ince bağırsakların anatomisini ve/veya pozisyonunu değiştirerek çalışır. Tüp mide ameliyatında mide ince bir muz şeklinde küçültülürken özellikle Ghrelin adı verilen açlık hormonu salgılayan bölgesi çıkarılır. Hem mide hacmi kısıtlandığı için hem de Ghrelin hormon salınımı ortadan kalktığı için kişi hem çabuk doyar hemda acıkmaz. Yani iştahta azalmaya, tokluk hissine ve metabolizmada (vücudun kalorileri nasıl yaktığı) değişikliklere neden olur ve kilo vermek daha kolay hale gelir. Gastrik bypass yöntemlerinde ise temel mekanizma gıdaların bir kısım ince barsağa hiç uğramadan daha aşağı barsak kısmına geçerek emiliminin olmamasıdır.

Bu prosedürler, kronik bir hastalığı tedavi etmek için kullanılan araçlardır ve herşeyi ameliyattan beklemek doğru olmaz. Mutlaka sağlıklı bir beslenme ve iyi bir egzersiz programı ile desteklenmesi gerekir.

Obezite cerrahisi tipleri nelerdir?

Temelde 3 tip ameliyat vardır.

  • Hacim kısıtlayıcı ameliyatlar
  • Kombine ameliyatlar (Emilim bozucu ve hacim kısıtlayıcı)
  • Sadece emilim bozucu ameliyatlar

Hacim kısıtlayıcı ameliyatlar mide hacmini küçülterek gıda alımını kısıtlayan ameliyatlardır. Bu grupta mide bandı ve mide küçültme (tüp mide) yer alır. Günümüzde artık mide bandını yol açtığı komplikasyonlar sebebiyle yapmamaktayız. Tüp mide ise daha kolay olması, kısa sürede yapılabilmesi ve komplikasyon oranı daha düşük olması sebebiyle bugün için dünyada en çok yapılan obezite cerrahisi yöntemidir.

Emilimi bozan ameliyatlar ise genel olarak gastrik bypass adı altında toplanır.  Bu ameliyatlarda temelde mide küçültmeye ilaveten mide ile ince barsaklar arasında yeni bir yol yapılır. Mini Gastrik Bypass, R-Y Gastrik Bypass, Biliopankreatik Diversiyon/Duodenal Switch, Duodenojejunal Bypass/Sleeve Gastrektomi bu tip ameliyatlardandır.

Minigastrik bypass ve Roux-Y Gastrik bypass kan şekeri kontrolünde tüp mide ameliyatına göre daha başarılı olduğu için halk arasında Şeker ameliyatı olarak popüler olmuşlardır. Ancak uzun dönemde bir grup hastada tekrar diabet gelişmesi, %25 hastada revizyon cerrahisinin gerekmesi ve hastaların birkısmının ömür boyu vitamin, mineral ve demir takviyesi alması gerektiği için kullanım alanları geçmişdeki kadar geniş değildir.

Duodenal Switch ve Biliopankreatik Diversiyon ameliyatları ve bunun  farklı formları aslında en etkili obezite ameliyatlarıdır. Hem kilo hemde diyabet kontrolü açısından uzun dönem başarı oranları %90’ın üzerindedir. Ancak yapılan bypass daha aşağı bir ince barsak kısmına olduğu için hastalar ömür boyu vitamin, mineral ve demir takviyesi almak zorunda kalıyorlar. Ayrıca  emilim bozukluğuna bağlı tuvalet alışkanlıklarındaki değişiklikler, yağlı kötü kokulu ishaller ciddi bir sosyal problem oluyor. Bu sebeple VKİ çok yüksek olan (50 ‘nin üzerinde) beraberinde kontrolsüz diyabeti olan seçilmiş hastalarda tercih edilmelidir.

Obezite cerrahisinde kime hangi ameliyat yapılmalıdır?

Kime hangi ameliyatın yapılacağına hastanın ek hastalıkları, beslenme alışkanlıkları ve vücut kitle indeksine göre karar verilir.

Temelde ana hedef hastaya en az zararı vererek en etkili yöntemi seçmektir. Bu bağlamda pek çok cerrah için ilk seçenek “tüp mide” olmaktadır. Kilo ve şeker kontrolü üstüne bypass yöntemleri ile benzer sonuçları olan “tüp mide” sonrası ileriki yıllarda şayet kilo alma durumu olursa bypass yöntemlerinden birine dönüş kolay olur. Hatta bazı hastalarda ikinci kez bir tüp mide ameliyatı (re-sleeve) bile yapılabilmektedir. Bu sebeple by-pass yöntemleri ilk tercih olmamalı ve daha ileride kullanılmak üzere elimizde ikinci bir şans olarak kalmalıdır.

Ayrıca mide by-pass’ında, mide büyük bir bölümü çıkartılmadan “kör” biçimde geride bırakılır. Bu da  ilerde “endoskopi” yapılamama problemi ve başarısız olunduğunda bir başka girişime çevrilmede zorluklara yol açar.

Ayrıntılı bir görüşme ve muayene neticesinde herşey konuşularak ameliyat tipi belirlenmelidir.

Obezite cerrahisi çok riskli midir?

Obezite cerrahisinin komplikasyon oranı bir kapalı safra kesesi ameliyatından daha farklı değildir. Ayrıca unutulmamalıdır ki morbid obez olarak yaşamını idame ettirmek obezite cerrahisinin risklerinden daha fazla bir riske sahiptir.

Obezite cerrahisi öncesi yapılması gereken tetkikler nelerdir?

Öncelikle hastanın obezite geçmişi, ek hastalıkları hakkında bilgi edinilir. Ardından iyi bir fizik muayene yapılır. Ameliyata hazırlık olarak rutin kan tetkiklerine ilaveten bazı hormon ve vitamin düzeylerine bakılması, karın ultrasonografisi ve üst gastrointestinal sistem endoskopisi yapılması gereklidir.

Tüm bunların sonucunda ameliyata engel bir durum olmadığında ameliyat seçenekleri değerlendirilir. Hastanın psikolojik değerlendirmesi mutlaka yapılmalıdır. Psikolojik yeme bozukluğu yada şizofreni gibi duygu durum bozukluğu olması ameliyat sonrası dönemde tedaviye uyumu kötü yönde etkileyip başarıyı düşürebilir. Unutulmamalıdır ki obezite ile mücadelede hekim ve hasta bir takımdır ve birlikte hareket etmelidir.

Merkezimiz HakkındaDoç.Dr.Gül BORA MAKALGenel Cerrahi Uzmanı
0535 675 49 90