Doç.Dr. Gül BORA Menü

Metabolik Cerrahi (Diyabet Cerrahisi)

Metabolik cerrahi (Diyabet cerrahisi)

Metabolik Cerrahi Nedir?

Metabolik cerrahi obezite cerrahisi ile ortaya çıkmış bir kavramdır. Obezite cerrahisi geçirmiş hastaların büyük oranda diyabetlerinde gerileme, tansiyonlarında gerileme, karaciğer yağlanmasında gerileme gibi durumlar gözlenmiştir.

Obezite tanımı için tek başına vüvut kitle indeksinin 30 dan büyük olması yeterli iken, metabolik sendrom için bel çevresinin erkeklerde 94 cm. kadınlarda 80 cm. den fazla olması ve aşağıdaki bulgulardan en az iki tanesini barındırması gerekir. Bunun için yapılan cerrahiye de metabolik cerrahi denir. Bu bulgular;

– Bozulmuş glukoz toleransı ya da aşikar Diyabet

– Hipertansiyon

– Trigliserid düzeyinin 150mg/dl den fazlalığı

– İyi kolesterol düzeyinin (HDL) erkeklerde 40 kadınlarda 50 mg/dl den düşük olması

 Halk arasında daha çok diyabet cerrahisi ya da şeker ameliyatı olarak bilinen metabolik cerrahi hem diyabetin hem de obezitenin aynı anda kontrol altına alınabilmesini sağlayan ameliyatlar için genel bir tanımlamadır.

Şeker hastalığının iki şekli vardır; Tip I ve Tip II. Tip 1 diyabette vücutta insülin üretimi hiç yoktur. Tip 1 diayabet hastalar genellikle zayıf  iken, vücutta insülin üretiminin olduğu fakat hedef organda yeterli etki gösteremediği Tip II diyabet hastalar genellikle obezdir. Yeterli etki gösterememe insülin direnci olarak da bilinmektedir. İnsülin direnci ile birlikte ilerleyen aşamalarda kan şekeri aşırı yükselmektedir ve aşikar diyabet hastalığı ortaya çıkmaktadır.

Tip 2 Diyabet tedavisi:

 Diyabet tedavisinde amaç, kan şekeri regülasyonunu sağlamaktır. Böylece uzun dönemde oluşabilecek komplikasyonların önüne geçilmiş olur. Diyabet kontrolü, kan şekeri seviyesini normale en yakın seviyede tutmak anlamına gelir. Tip 1 diyabette tek tedavi insülin desteği iken Tip II diyabet tedavisinde genel olarak ilaçlar, diyet ve egzersiz önerilir.

Şeker hastalınının komplikasyonları:

Diayabet genel olarak sinir ve damarlarda hasar yapar diyebiliriz. Bu bağlamda Kalp-damar hastalıkları, felç, böbrek hastalığı ve görme kaybı gibi çok çeşitli hastalığı beraberinde getirmektedir.

Tip II diyabette ilaçlar ve diğer tedaviler hastalığı tamamen tedavi etmek için değil kontrol altında tutmak için kullanılır. Ancak günümüzde uygun hastalarda metabolik cerrahi yapılarak Tip 2 diyabet tedavi edilebilmektedir. Metabolik cerrahi sayesinde vücutta üretilen fakat etki göstermeyen insülin kullanılmaya başlar. Erken dönemde müdahale edilirse diyabet nedeniyle ortaya çıkan diğer hastalıklar iyileşir ve hastaların yaşam kalitesi ve süresi uzar.

Kimler İçin Uygundur?

Metabolik cerrahi operasyonundan yararlanmak için vücudun az miktarda da olsa insülin üretmesi gerekmektedir. Bu sebeple Tip 1 Diyabet hastaları metabolik cerrahiden fayda görmezler.

Şeker hastalarının çoğunluğunu oluşturan Tip II Diyabet hastaları ise metabolik cerrahi için en uygun adaylardır. Ancak tip 2 Diyabet de olsa 10 yılı geçmiş şeker hastalarında pankreasta insülin üretimi de azalmış olabileceği için metabolik cerrahi öncesi pankreasta insülin rezervi değerlendirilmelidir. Bunun için C-peptit düzeyine bakılır. Yetersiz olanlarda cerrahi düşünülmez. Sadece C-peptit düzeyine bakarak tüm tip 2 diyabet hastalarına ameliyat planlamak doğru değildir. Mutlak şartla bu hastaların VKİ’nin 30 un üzerinde olması gerekir.

Nasıl Uygulanır?

Genellikle karın duvarına yapılan küçük kesiler ile laparoskopik yani kapalı olarak yapılan ameliyatlardır. Bütün ameliyatlarda ortak özellik mide çeşitli oranlarda küçültülerek iştahı azaltılır ve gıda alımını kısıtlanır.

Metabolik cerrahi yöntemleri nelerdir?

Tüp Mide Ameliyatı

Tip II diyabet ve obezite tedavi yöntemlerinden biri olan tüp mide ameliyatında midenin büyük bir bölümü alınmaktadır. Tüp mide ameliyatında amaç mideyi küçültüp daha az yemek yemeyi sağlamak ve aynı zamanda açlık hormonu salgılanan bölge alındığı için iştahında azalmasını sağlamaktır. Günümüzde yaygın olarak tercih edilen bu yöntemle hastalar iştahlarını kontrol altında tutabilmektedir. Bu sayede hem obezite hem de tip 2 diyabet hastalığı kontrol altına alınmış olmaktadır.

Gastrik Bypass

Tip II diyabetin kontrol edilmesinde uygulanan etkin yöntemlerden biri de gastrik by-pass ameliyatıdır. Bu ameliyatta mide küçültülerek, oluşturulan bu yeni mide ile ince barsaklar arasında yeni bir yol yapılır. Böylece hem gıda tüketimi hem de ince bağırsaktan gıda emilimi azalır.  Hastaların hızla kilo verirken Tip II diyabetlerinde de iyileşme sağlanır.

Gastrik bypass obezite cerrahisinde de yaygın olarak kullanılan yöntemlerden biridir. Bu nedenle sıklıkla tüp mide ameliyatı ile karşılaştırılmaktadır. İki yöntemin arasındaki en önemli fark midenin hacmidir. Tüp mide ameliyatında midenin büyük bir bölümü alınırken gastrik bypassta çıkartılan bir parça yoktur. Sadece mide kendi içinde yeniden şekillendirilir. Gastrik by pass da gıda emilimi azaldığı için uzun bir süre vitamin mineral takviyesi gerekebilmektedir.

Transit Bipartisyon

Transit bipartisyon ameliyatı tüp mide ameliyatına ek olarak uygulanan bir operasyondur. Bu operasyonda, tüp mide ameliyatının ardından ince bağırsak ve mide arasında bağlantı noktası oluşturulmak amaçlanmaktadır. Tüketilen gıdaların büyük çoğunluğu bu yeni bağlantı noktasından geçerken bir kısmı da eski normla anatomik yoldan geçmektedir. İlk başta büyük umutlarla kullanıma giren transit bipartisyon uzun dönem sonuçlarının çok iyi olmaması ve diyabetin tekrardan ortaya çıkması sebebiyle popülaritesini yitirmiştir.

İleal İnterpozisyon

Metabolik cerrahi yöntemlerinden biri olan ileal interpozisyonda amaç ince bağırsağın başlangıç ve bitiş kısımlarının yerlerini değiştirerek hormon seviyesini artırmaktır. Bu anlamda oniki parmak bağırsağı, mide ve pankreasta yer alan insülin direnci hormonları azalırken ince bağırsakta insülin duyarlılığı hormonları yükselmektedir.

Genellikle tüp mide ameliyatı ile birlikte uygulanan ileal interpozisyon ameliyatı hormon dengelerini değiştirdiği için Tip II diyabetin tedavisinde etkin bir yöntem olarak kabul edilmektedir. Çok komplike bir ameliyat olduğu için kullanım alanı sınırlıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Metabolik cerrahi ameliyatlarının riskleri nelerdir?

Metabolik cerrahi ameliyatlarından sonra her operasyonda görülen bazı riskler bulunmaktadır. Kanama, pıhtılaşma bozukluğu,  darlıklar, kaçak gibi problemler görülebilir. Bununla birlikte yapılan ameliyat tipine göre değişmekle birlikte uzun vadede fıtık, ishal, kusma, ülser, reflü ve bağırsak tıkanıklığı gibi riskler de vardır. Fakat bu riskler oransal olarak çok küçük bir hasta grubunda görülmektedir. Ameliyatların başarı oranı %95 civarındadır.

Metabolik cerrahi Tip II diyabette kesin çözüm müdür?

Tip II diyabet hastalarının ömür boyu ilaç tedavisi, insülin takviyesi, diyet ve egzersiz yapmaya ihtiyacı vardır. Fakat uzun yıllar boyunca çoğu hasta bu kurallara uyamamaktadır. Sürekli ve düzenli tedavi hastaların yaşam kalitelerini de düşürmektedir. Bu anlamda, büyük oranda başarı sağlanan metabolik cerrahi yöntemleri hastadan hastaya farklı sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Çoğu hasta bu yöntemlerin ardından insülin takviyesini tamamen bırakmaktadır. Bu anlamda, bu hastalarda metabolik cerrahi yöntemleri kesin çözüm sağlamaktadır. Bazı hasta gruplarında ise ameliyat sonrası  ilaç dozları çok daha azaltılarak medikal tedaviye devam edilmesi gerekmektedir. Cerrahi yöntemlerin ardından ilaçla tedaviye devam edilse de kilo kaybı sağlanarak olası hastalıkların önüne geçilmekte ve kan şekeri kontrol altında tutulmaktadır.

Metabolik cerrahi operasyonlarından sonra hastaların dikkat etmeleri gereken noktalar nelerdir?

Bu operasyonlar çoğu diyabet hastasında etkili sonuçlar verse de başarı oranını artırmak amacıyla hastaların da yaşam tarzlarında ve beslenme alışkanlıklarında değişiklik yapması gerekmektedir. Aynı zamanda psikolojik etkileri de olan bu süreçte diyetisyen ve genel cerrahi uzmanlarının yanı sıra psikiyatrik rahatsızlıklarla ilgili de yardım alınmasında fayda bulunmaktadır.

Ameliyat sonrasında hastalar ne kadar süre içinde iyileşir?

Hastalar ameliyattan sonraki 2-3 günlük yatıştan sonra evlerine giderler. Uzun süre yatmayı gerektirmeyen ameliyatlardır. Hastalar masa başı bir işte çalışıyorlarsa ilk haftadan sonra işlerinin başına, 2. haftadan itibaren ise günlük hayatlarına tamamen dönebilmektedir. Ancak kontrollerini aksatmamaları ve yaı-kından takip edilmeleri gerekmektedir.

Kimler metabolik cerrahi ameliyatı olamaz?

Vücut kitle indeksi 30’un altında olan kişiler,

Pankreasta yeterince insülin bulunmayan kişiler,

Ağır psikiyatrik hastalığı olanlar,

Şeker hastalığına bağlı organ fonksiyon kayıpları olan hastalara metabolik cerrahi işlemleri uygulanmamaktadır.

Merkezimiz HakkındaDoç.Dr.Gül BORA MAKALGenel Cerrahi Uzmanı
0535 675 49 90